24 Ağustos 2008 Pazar

okyanusun en derin yeri

eskici mehmed’ten değil
giyindiğim ikinci el yalnızlık…

dört duvar arası ıslaklık
tam ortasında tutsaklık.
bana da kısmetmiş
güzü şıra ederek içmek
bakır çalığı denizlerde
efkarı albatros kuşlarının…

-tuzlu suları çiçeklendiren aynada
görmek
çıplak ayaklı ölümü-

hani upuzun saçlarının
yerlere müsavi gölgesi
her sarılışımızda
sardunya kokulu cumbası
ahşap evli düşlerimiz
karlı tepeleri öpüp okşayan
terli ellerimiz
istasyonlarda birbirine karışan…

demem o ki leyli
ben size de gelmemişim?

-öyle bir yaşam ki
“dümen” suyunda boğuluyor
hangi şehre
hangi şiire varsam
sensizlik kokusu duyuluyor
gidilecek limanlardan mektuplar gelmiş
posta kutusu dolup taşmış çavlanından
-ortalığa yalnızlık “name”leri saçılıyor-

17 Aralık 2007

Hiç yorum yok: