29 Mart 2008 Cumartesi

kalemin yazgısı

yangından yeni çıkmış
dağ çıplağında yüzü
soluduğu kibrit çöpü değil
yalnızca şiir

ısırır göğsünü sözcükler
dizilen tespih taneleri
çekilen sabırdır küreği
düşürür ayrılık cenini
düşürür gecenin karnına

dili boyunu aşmış
baharı kaçkın uğultu
dilinde çimlenir uçurumu
kalemin yazgısıdır bu

kırılır su yazılır fermanlar
ne satılık düşmanlığı
ne fasondan hüzünleri
ne de nedamet getirecek itirafı var
hüküm giymiş aynasına
aynası yüzünü tırmalar

hidayet dal/can sokağı lambaları
28.03.2008

24 Mart 2008 Pazartesi

sen eylülde ben hülyada

“Oğuz Durdu’ya”



doğduk kuş/andık giysimizi
bir doğduk bin üryan öldük
kattık denizleri toza dumana
iklim iklim içtik uzak şehirleri.
yıllar argını şiirleri…

üşürüz diyorsun ya sokaklarda
şimdi dokunsak yalnızlığımıza
bir yaralı kuş sokulur koynumuza
utangaç bir hüznün dudağında
yalpalar dururuz boydan boya…

aşırıp meyvelerini gecenin
al bir Akdeniz sıcağında
dallarını kırarız canımızın
bütün duvarlarımız yıkılır
sayıklar içimizde birileri…

küçüğüz ne de çabuk büyümüşüz
ille de düşlerimizin yangısı
sen eylülde ben hülyada
küskün ayak sesleri
iki yakamızda gecenin elleri…



hidayet dal/ISSIZ ADAM
Can Sokağı Lambaları - 24.03.2008

7 Mart 2008 Cuma

ayrılık




şuramdaki rip akıntısı
kıyıya yüzdükçe içine alan
ağzı köpüren şu yürek atışı
yığılır gecenin sessizliğine
olta ucunda
çırpınır karanlık...

şafak tahtında ayırıp bacaklarını
yepyeni bir gün doğurur
kordonunu ben ezerim taşla.
ilk şaplağını benden yer
ilk bana ağlar
ve adını fısıldarım kulaklarına:
ayrılık!






hasat


















sen gecelerimin yalıçapkını.
mavi düşlerimin ihtirası.
şaha kalkmış bulutsun göklerde.
çiy damlası yapraklarıma konan.
aşk hasadı terletirken yüreğimi.
bir ezgi bir serinliksin
bir türkü coşturan tellerimi.

sana kavuşmak için çağırırım geceleri.
üç boyutlu düşler vuslatım.
ateşinin hovardalığına kanarım.
derdini sarar da atlasıma.
bir gülüş çınlatırsın aklımda
yüzümde harikalar yaratırım.

durgun sularımda yüzen nilüfer.
ıtır gezdiren can sokağımda
öfkemi inleten kardelensin sen!
sancılı depremlerden farksız
yürek çanımı çalansın aralıksız!
süregiden bir mermisin.
sana vurulmaktan hoşlanırım..



hidayet dal
Can Sokağı Lambaları -01.03.2000

5 Mart 2008 Çarşamba

bergüzar

yankılansın kokun küpeştemde.
salın gölgeme rüzgar ıslığı.
bordamda fırtınakuşu sesi;
düşüm okyanusta kaybolmak.
bir kanat kırılmadan,
olmaz aşkla yanmak!

mavi gülüş değil düştüğüm,
ahkâm girdabı;
sustuğum kadar değil
konuştuğum kadar dilsizim.
zamansız mekansız,
göçebe bir gemiyim limansız.
kuş tüyü değil yaşamak.

sevgilim!
iki ucu keskin kelam aramaya gelmedim sularına.
göster hünerini!
diyorsun ki rotamsın;
al güvertemi yakamozuna.
ilkyazın bergüzar;
göğsüne çocuklansın gökyüzü.
öp kabahatini dudağımdan

yak!


hidayet dal/ISSIZ ADAM
Can Sokağı Lambaları - 02.03.2008