22 Aralık 2007 Cumartesi

Kapıya dayanan eskici…

unutmak istiyorduk anıları,
boyunlarına ket vurmak.
unutamadık!

döküldü yapraklar dallarından,
yoruldu yıllar zamanın devşirme değirmeninde.
düzeltmek mümkün olmadı.
kazanmak düşmanımız!

sussa da sazendeler;
duyduk hep içimizdeki suyun
/berrak sesini.
acıya kardık,
acıya sarıldık.

acı yorganımız; ısıtan,
mısralar insanı büsbütün hırpalayan!

kimin "ah" ı tutar bize?
kim “ah”ını temren eder yüreğimize?
"yâr" demek "uçurum" demek değil mi?
sırtımızdan kim iter falezlerin derinliğine?

varsın oynasın el!
şak şak "el" çırpsın kendi yayığında;
yağ yapsın!
mahalle aralarında çaşıtlık;
dedikodu kazanları kaynasın...

"el" olan vursun nalıncı keserini,
bir bir kendine yontsun!
abaküste sonucuna varamadığımız
/hesaplardır boğuştuğumuz.
ve cevapların kursağında düğümlenen,
/sorular sorduğumuz.

takılma düşmana!
onun tuzağı ayı kapanı!
fakat serçede gözleri !
bir tutam et için,
/yiyip bitirir kendini.

ağıt şanımızdan.
sessizlik ağıdı bizimki;
soluğu duyulmaz;
hissedilir yalnızlığın kundağı,
ağlar bebeğin nefesi,
ağlar kaderine.
ve ölüme güler günü gelince.

kapıya dayanır eskici,
yaşam eskiyince!



Hidayet DAL/ISSIZ ADAM

Hiç yorum yok: